FELSEFE Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor.
FELSEFE Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor.

İstihdam, İşsizlik, Ücretler ve Çalışma Koşulları

FELSEFE Ders Notları
Sosyal Politika


İstihdam ve İşsizlik 
Geniş anlamda istihdam; üretim faktörlerinin belirli bir dönem içerisinde kullanılma derecesidir.
Dar anlamda istihdam; emeğin üretimde kullanılması ya da gelir sağlamak amacı ile çalıştırılmasıdır.

İstihdam Türleri
Tam İstihdam: Geniş anlamda tam istihdam; bir ekonomide üretim faktörlerinin tümünün üretime katılmasıdır. Ekonominin mevcut üretim potansiyelinden tam olarak yararlanılmasıdır.
Dar anlamda tam istihdam; mevcut çalışmakoşulları ve cari ücret düzeyinde çalışmak isteyen herkesin iş bulduğu istihdam düzeyidir. Genel olarak %3-5 düzeyinde bir işsizlik kabul edilir.(doğal işsizlik oranı)

Eksik İstihdam: Bir ülkedeki mevcut emeğin tamamının kullanılmamasıdır. Eksik istihdam kendi içinde ikiye ayrılır:
  1. Görülebilir Eksik İstihdam: Normal çalışma sürelerinin altında çalışılmasıdır. Bireyler, arzu etmedikleri halde kısmi süreli çalışmaktadır. Bu tip eksik istihdamın başlıca sebebi talep yetersizliğidir.
  2. Görülemeyen Eksik İstihdam: Çalışma sürelerinde bir kısıtlama yoktur.Çalışma karşılığında elde edilen gelir düşüktür.Çalışılan işin niteliği,bireyin nitelikleri ve üretken kapasitesini kullanmasına imkan vermez. Bu tip eksik istihdamın başlıca sebebi talep ve sermaye donanımı yetersizliğidir.
Aşırı İstihdam: Bir ülkedeki mevcut emeğin tamamı kullanılmasına rağmen,talebin karşılanamamasıdır.

Sosyal Politikaların Tarihsel Gelişimi

FELSEFE Ders Notları
Sosyal Politika


Hangi koşullar altında oluşan ortam işçi kesiminin doğmasına yol açmıştır?
Sanayi Devrimi’nin koşulları altında oluşan ortam, işçi kesiminin doğmasına yol açmış, bu kesimin iş ilişkileri ve yaşamında korunma zorunluluğunun duyulması ile devletler sosyal nitelikli politikalar izlemeye başlamışlardır.
Sanayi Devrimi’ne dek süregelen dönemlerde de köleler, sefler, yamaklar, çıraklar, imalathane çalışanları, askerler, tutsaklar, gönüllüler gibi çalışma yaşamında yer alıp, ekonomik faaliyetlerde bulunan kişiler olmuştur. Ancak bu statüler altında çalışanların işçi sınıfının köklerini oluşturdukları söylenemez.

Sanayi Devrimi hangi alanda yaşanılan gelişmelerle, hangi ülkede, ne zaman yaşanılmıştır? 
Sanayi Devrimi; buhar, elektrik, gaz gibi keşfedilen yeni enerji güçlerinin, üretim sürecine uyarlanması ile birlikte 18. yüzyılın ikinci yarısında ingiltere’de yaşanılmıştır.

Sanayi Devrimi’nin koşulları üretim sürecini nasıl etkilemiştir? 
  • Öncesine göre daha hızlı, daha çok, daha çeşitli, daha düzgün (standart ), daha ucuz üreten makineler, insan ve hayvanın kas gücünün, doğa gücünün ya da bu güçlere dayalı mekanik düzenlemelerin yerini alarak kurulan ilk fabrikalarda kullanılmaya başlanmıştır.
  • Sanayileşmenin gelişip, yaygınlaşması ile fabrikalarda çalışan işçilerin sayıları hızla çoğalmış ve önceki dönemlerinde var olmayan yeni bir toplumsal kesim oluşmuştur.
    Sanayi Devrimi’nin ardından çalışma koşulları giderek neden ağırlaşmış ve yaşanılan olumsuzluklar neden çalışma yaşamı ile sınırlı kalmamıştır?
  • Fabrika sahiplerinin, aşırı kâr etmeye ve kapital (sermaye) birikimine yönelmeleri, maliyet içinde işgücü payının azaltılmasına yönelik uygulamalara yol açmış, bu yüzden de çalışma koşulları giderek ağırlaşmış, işgücünün demografik yapısını değiştirmiştir.
  • Çalışma koşullarının giderek ağırlaşması ile çocuk ve kadınların fabrikalarda yaygın ve yoğun biçimde acımasızca kullanımının, toplumsal yaşamın her alanına olumsuz yansımaları olmuş ve büyük çalkantılara yol açmıştır.
Sanayi Devrimi’nin yaşanıldığı dönemde geçerli ekonomi felsefesi ve kurulu hukuk düzeni, yaşanılan olumsuzluklara neden engel olamamıştır? 
Sanayi Devrimi’nin yaşanıldığı dönemde geçerli klasikliberal düşünceler, devletin ekonomik yaşama katılım ve karışımına karşıydı. Bu nedenle de devletler, giderek ağırlaşan çalışma koşullarına karşın, iş ilişkileri ve yaşamını düzenlemek gereksinimi duymamıştır.

Kurulu hukuk düzeninin dayalı olduğu hukuki eşitlik ve sözleşme serbestisi ilkeleri, fabrika sahipleri ile işçilerin nitelikleri ve içinde bulundukları koşullar nedeniyle yaşanılan olumsuzluklara engel olamamıştır.
Sosyal nitelikli ilk politikalarla kimlerin, hangi alanda, neden ve nasıl korunması öngörülmüştür?

Sanayi Devrimini yaşayan ülkelerde devletler; işçileri, iş ilişkileri ve yaşamında hukuki düzenlemelerle koruyabilmek için, sosyal nitelikli politikalar izlemeye başlamışlardır.

Sosyal Politika Genel Bilgiler

FELSEFE Ders Notları
Sosyal Politika



Sosyal Politika bilim dalını neden tanımlamak gerekir?
Sosyal Politika bilim dalını tanımlamak neden güçtür?
Sosyal Politika ile çevresindeki başka sosyal bilim dalları arasındaki konu ve yaklaşım farklılıklarını iyi kavrayabilmek için, bu bilim dalını önce tanımlamak gerekir. Sosyal Politika, sosyal nitelikli politikaları konu alır. Sosyal ve politika sözcüklerinin sözlüklerdeki anlamları Sosyal Politika bilim dalını doğru olarak ifade edebilmede yetersiz kalır. Ayrıca, Sosyal Politika bilim dalının tanımını oluşturan kavramların anlamları, tarihsel bir süreç içinde sürekli ve köklü biçimde değişmiştir. Bu bilim dalının niteliklerini eksiksiz olarak yansıtabilecek, her dönemde geçerli bir tanım yapabilmek bu nedenle güçtür.

Sosyal Politika : Devletin  ülke insanının refahına yönelik olarak aldığı kararlar ve sürdürdüğü uygulamaların bütünüdür.
  • Sosyal Politika kamuya ait politikalardır.
  • Sosyal Politikaların yürütücüsü devlettir.
  • İlke olarak yürütücülüğünü devletin yaptığı  kapsamınında o ülkenin sınırları ile şekillendiği düzenlemelerdir.
  • İlk ve en genel hedefi refah seviyesinin yükseltilmesi ve refahın toplumsallaşmasıdır.
  • Sosyal Politikanın sosyal barış hedefi toplumu oluşturan unsurları ayrıştırmak yerine birleştirme olarak ifade edilebilir.
  • Ana finansman kaynağı devlettir.
  • Sosyal Politikanın en önemli hedefi sosyal refahın sağlanması ve geliştirilmesidir.
  • Sosyal adalet hedefi bütün insanların bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilmesi kendilerini geliştirebilme ve sosyal hizmetlere ulaşmasında eşit fırsatlara sahip olabilmesi olarak tanımlanabilir.
Sosyal Politikanın çıkışına yol açan ilk olay Fransız ihtilali ve ihtilal sonrasının düşünce ortamıyken diğeri ise Sanayi Devrimi'dir. Fransız İhtilali, Sanayi Devrimi sonrasındaki ekonomik ve toplumsal ilişkilerin gelişmesini sağlayan fikirlerin ortaya çıkmasını sağlamış, siyasal yapıları değiştirmiş ve Sanayi Devriminin doğuşunu hızlandırmıştır.

Aile, Ataerkillik ve Toplumsal Cinsiyet

FELSEFE Ders Notları
Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar



Aile : Birbirlerine doğrudan akrabalık bağlarıyla bağlı olan, erişkin üyelerin çocuklara bakma sorumluluğunu üstlendiği bir insan topluluğudur. Ailenin birincil işlevi biyolojik ve kültürel yeniden üretimdir. Çocukların dünyaya getirilmesi veya büyütülmesidir. Çocukların toplumsallaşmasının temel kurumu çoğu toplumda ailedir.

Örüntü : Fransızca patron kelimesinden gelen örüntü (pattern), meydana gelen olaylar yada nesnelere ilişkin belirli bir ilişki modeline işaret eder. Olay yada nesneler öngörülebilir şekilde tekrarlanırlar.

Toplumsallaşma : Bireyin topluluğun değerlerini ve normlarını öğrenme ve içselleştirme sürecidir.

Din

FELSEFE Ders Notları
Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar 


Din  olgusu bütün toplumlarda rastlanacak kadar yaygın ve eski bir davranış örüntüsüdür. Dinin kendini tanımlayışı kadar dünyayı da inananlarıyla inanmayanlarıyla tanımlayıp tasarlaması söz konusudur. Sosyoloji belirli bir dinin kendini veya genel olarak dini tanımlayışıyla yetinemez. Bu o dinin iddiasını aynı düzeyden hareket ederek reddettiği anlamına gelmez. Aksine toplumların ortak bir davranış örüntüsü olarak binbir çeşitliliğe sahip olan din olgusunda ortak olanın ne olduğunu, o davranışı dinsel olarak nitelemeyi gerektirecek olanın ne olduğuna dair genel kuralları belirlemeye çalışır. Sosyolojik olarak dinin tanımının, dinlerin  din tnaımıyla kendini en temelde ayırt etmesi gerekir. Sosyolojik düşünme ile dinsel düşünme temelden birbirinden farklıdır. Bu farkı sosyoloji lehine bir farklılık olarak düşünmek gerekmez. Sosyolojiyi dinsel bir düşünce yapısına alternatif olarak o düşünceyi yanlışlayan bir tez olarak düşünmek de gerekmez.

Emile Durkheim sosyolojiyi bir disiplin haline getirmiş, özellikle din sosyolojisi alanında en önemli çalışmaları yapmış ve işlevselci yaklaşımları formüle etmiş Fransız sosyologdur.

Cemaat  veya Tek Bir Ahlaki Toplulukta Birleştiren İnançlar Bütünlüğü 
  • Dinlerin en önemli işlevlerinden birisi mensuplarını ortak bir inanç etrafında birleştirmeleridir.
  • Din paylaşılan bir anlam sistemi oluşturduğu için insanların dünyayı, toplumu, tanrıyı ve kendilerini nasıl algılayacaklarına dair ortak bir anlayış ve algı sistemi oluşturur.
  • Sosyolojik tezahürleri açısından  en önemli boyutu belki de cemaat boyutudur. Çünkü dinin doğrudan etkisi, yol açtığı bu grup bilinci, dayanışma örüntüleri ve bunun üzerinden girilen ittifak veya çatışmalardır.
  • Toplumsal düzeyde dinin devrede olduğu hadiselerin başında cemaat boyutu gelmektedir. Dinin sosyolojik görünürlüğüde yine bu cemaat boyutunda olmaktadır.
Din ve Toplum İlişkisi
Thomes Hobbes tarafından söylenen "insan insanın kurdudur" ifadesinin arka planında insan toplumları hakkındaki şu gözlem vardır ; İnsanların bir toplum halinde  yaşadıkları bütün durumlarda ölesiye ve öldüresiye rekabet içinde bulundukları vurgulanmıştır. Bu vurgular dolayısıyla insanların toplum halinde yaşamaya başlamaları bir tür muamma olarak görülmüştür. İnsan doğası üzerinde tartışan Rousseau, Locke ve Montesquieu gibi aydınlanma filozoflarının asıl amaçları  insanın nasıl olupta  toplum halinde yaşamaya başladığını anlamaktı. İnsanın doğasında nasıl bir varlık olduğu hususunda birbirleriyle ihtilafa düştülersede hepsi insanın doğa durumu hakkında çaresiz bir düşünce içindeydiler.

Ekonomi

FELSEFE Ders Notları
Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar
Ekonomi


Ekonomiyi bir kurum olarak adlandırmak, genel hatlarıyla kestirilebilir yerleşik davranışlar içinde işlev gördüğünü ima eder. Sosyologlar, ekonominin diğer sosyal kurumların alan ve oluşumunu eleştiril olarak inceleyerek belli ekonomik düzenlemelerin özelliklerini tartışırlar.

Ekonomi, mallar ile hizmetlerin, üretimi dağıtımı vetüketimini örgütleyen sosyal bir kurumdur. Mallar; yiyecek, giyecek korunma gibi zorunlu ihtiyaçlardan araba, yüzne havuzu ve yat gibi lüks unsurlara kadar geniş bir alandaki ürünleri kapsar.

Hizmet dini liderlerin, doktorların, polislerin ve telefon operatörlerinin faaliyetlerinden elde edilen kazançları ifade eder.İnsanlar mal ve hizmetlere değer verirler çünkü onlar insanların hayatlarını kolaylaştırır.
Sosyolojide, ekonomik düzene odaklanan üç yaklaşım vardır. Bunlar;
  • Fonksiyonalizm
  • Çatışmacı Yaklaşım
  • Sembolik Etkileşim Yaklaşımı

Fonksiyonalist Perspektif
Fonksiyonalist teoriler, daha çok toplumda istikrarın nasıl sürdürüleceği ile ilgilenirler.

Malların ve Hizmetlerin Dağıtımı : Fonksiyonalistler serbest piyasa ve kar arayışını öne çıkartan kapitalist sistemin malların ve hizmetlerin dağıtımı ile üretimin teşvikini yeterince iyi sağladığınıda inanırlar. Yeni bir hizmet veya ürün için talep var ise girişimciler büyük memnuniyetle onu keşfedecekler ve sonra ondan kar elde edeceklerdir.

Kültür

FELSEFE Ders Notları
Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar
Kültür

Kültürün Önemi 
  • Kültürü oluşturan bilgi ve ürünler, soyutlamalar aracılığıyla insalık belleğine aktarılırlar. Kültür toplumda bütünleşmeyi sağlayan temel bir unsurdur.
  • Uygarlık insanın kültür üretme becerisinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Dilimizde uygarlık sözcüğü Avrupa dillerinin birçoğunda civilisation sözcüğü ile karşılanır
  • İnsanı diğer türlerden ayıran en temel özelliğin zeka olduğu düşünülmüş ancak diğer canlı türlerinde de zekanın varlığına dair bulgulara rastlanmasıyla bu kanı yavaş yavaş terk edilmilmiştir.
  • Kültürün oluşumunda insanın kendi varlığının farkında olması ve kendisini "düşünen bir varlık" olarak tasavvur etmesi etkilidir. Kendi  varlığı üzerine düşünebilme yetisi her ne kadar modern öncesi çağlarda  bilinen  bir olgu olsa da Aydınlanma Çağı'nın temel düşünsel unsuru olarak kabul edilmiştir.
Aydınlanma Çağı : Dinsel dogmaların egemen olduğu Orta Çağ'da feodal toplum düzeninde cemaat içinde kul konumunda olan insanı, doğasında özgürlük olan ve kendi başına var olma hakkına sahip bir varlık olarak kavramsallaştıran bir felsefi yaklaşımdır. Tanrı kelamının sorgulanamaz merkezliğe karşı, yanlışlanabilir insan aklının üstünlüğünü ilan ederek 1789 Fransız Devrimi'nin düşünsel temellerin hazırlayan düşünce bağlamıdır.

İnsan için doğa bir simge üretme kaynağıdır. Bu  üretimlerin çoğu maddi koşulların somut anlamda değişikliğe uğratılmasıyla olur. Çağdaş toplumlarda neredeyse nesnelere indirgenmiş olan teknoloji kavramı, aslında, araç gereçten ziyade, onları oraya çıkaran bilgi, algı, üreti, tasavvur, değerler bağlamının tamamıdır.

Bilişsel Psikoloji

FELSEFE Ders Notları
Psikolojiye Giriş
Bilişsel Psikoloji
Bilişsel Psikoloji Doğası
1967 yılında Ulric Neisser tarafından yazılan "Bilişsel Psikoloji" başlıklı kitabın yayımlanmasıyla yeni bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır. Neisser biliş kavramının duyusal girdinin yakalanması, dönüştürülmesi, özümsenmesi, depolanması ve kullanılması temelinde tanımlamaktadır.

Bişişsel psikoloji biliş kavramının bilimsel olarak incelendiği psikolojinin bir alt dalıdır. 1950'li yıllarda bilgi işlem, bellek, dil, biliş, problem çözme ve karar verme üzerine yapılan bilimsel çalışmalar ile ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle Bilgi işlem yaklaşımı bilişsel psikolojinin ruhunu oluşturduğu görülmektedir. Bilgi işlem dış dünyanın temsili veya sembolik dönüşümü veya manipülasyonu olarak ifade edilmektedir. Bilişsel psikoloji işlevselcilik felsefi akımından oldukça etkilenmiştir. Çünkü bilişsel psikoloji zihinsel işlemlerin işlevsel olduğunu farz etmektedir. Öte yandan beynin çalışılması materyalist bakış açısını ortaya koyar bu yaklaşımda beyin ve zihin benzer şeylerdir. Bundan dolayı düşünce ve davranış beyindeki nöral faaliyetler sonucu oluştuğundan beynin incelenmesi aynı zamanda zihnin incelenmesi anlamına gelmektedir.

Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri

FELSEFE Ders Notları
Psikolojiye Giriş
Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri
Sinir Sisteminin Hücresel Özellikleri

Sinir Hücresi

Sinir sisteminde haberleşmeyi sağlayan temel hücresel bileşen, sinir hücresidir. Sadece beyinde 100 milyardan fazla sinir hücresi olduğu düşünülmektedir. Sinir hücrelerini diğer hücrelerden ayıran en önemli özellik elektrokimyasal sinyal iletimini gerçekleştirebilmesidir. Normal bir sinir hücresi 50.000-250.000 kadar başka nöronla bağlantılıdır. 

Sinir hücrelerinde soma (Yunanca gövde) adı verilen hücre gövdesi bulunur. Hücre gövdesinde diğer hücreler gibi hücre çekirdeği, sitoplazma ( hücre içindeki saydam ve homoken dolgu kitlesi ) ve organeller vardır. Sinir hücreleri diğer hücrelerden farklı olarak dendrit ve akson olarak adlandırılan 2 farklı uzantı tipine sahiptir.

Psikolojide Araştırma Yöntemleri

FELSEFE Ders Notları
Psikolojiye Giriş
Psikolojide Araştırma Yöntemleri
Psikoloji Biliminin Özellikleri

Psikoloji Bilimi Tüm insanları ilgilendiren Sorularla ilgilenir ve Bu Bilgileri Tüm insanlığın Ortak Birikimi Addeder : Tüm insanlığı ilgilendiren sorularla ilgilenen bilim, tüm insanlığın hizmetine adanmıştır. Örneğin şirketler kendi ürünlerini nasıl daha fazla satabileceklerini görmek için pazar araştırması yaparlar. Bu araştırmalarda anket ve deney gibi bilimsel yöntemlerden yararlanılır ama elde edilen bilgiler tüm insanlıkla paylaşılmaz ve şirket çıkarlarına hizmet eder. Psikoloji bilimi ise bütün insanlığı ilgilendiren bilgiler edinmeyi amaçlar. Bilim tüm insanlığa mal olmuş bir uğraş olduğu için bilimsel bilgiler açıkça paylaşılır. Paylaşılmayan bilgi bilimin bir parçası olamaz.

Psikoloji Bilimi Gözlemlerle Sınanabilir ve Yanlışlanabilir Önermelerden Oluşur : Bilimin temelinde otoritelerin görüşleri, yaygın inançlar, şahsi sezgiler değil, herkes tarafından nesnel olarak tasdik edilebilecek gözlemler yatar. Bu sebepten dolayı bilim gözlem ve akıl yürütme yoluyla tüm insanların üzerinde uzlaşabileceği önermelerden oluşur. Bugün Freud’un psikanalitik kuramları bilimsel kabul edilmemektedir çünkü önermeler gözlemlerle doğrulanamamıştır. Bu, bilim insanlarının her zaman görüşlbirliği içinde olduğu anlamına gelmez. Bir konu henüz tam anlaşılmamışsa o konu hakkında farklı teoriler üretilir ve bilim insanları bu teoriler arasında hangisinin daha geçerli olduğunu bulmak için deney ve gözlemler yapar. En nihayetinde hangi teorinin gerçeğe daha yakın olduğuna karar verecek olan ampirik gözlemlerdir. Uzun vadede bir teoriyi destekleyen gözlemler biriktikçe o konuda bilimsel bir görüşbirliği oluşmaya başlar.

Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı

FELSEFE Ders Notları
Psikolojiye Giriş
Psikolojinin Tanımı  ve Kapsamı

Psikoloji insan davranışını ve zihinsel süreçlerini inceleyen bir bilim dalıdır. Zihinsel süreçleri sadece betimlemeyle değil ayrıca tahmin etmeye ve açıklamaya çalışır. Bilimsel çalışmaların sonucunda elde edilen bilgiler kişilerin ve grupların sorunlarını çözmede, problemli görünen davranışlardan kurtulmada ve olumlu yeni davranışlar edinmede kullanılmaktadır. Psikolojide kullanılan bilimsel yöntemin özellikleri şunlardır ;

Ampirik : Duyularla algılanabilen,deneyime dayalı

Betimleme : (tanımlama) yordama (tahmin etme) açıklama ve değişme demektir.Evrenin ve olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan bilgidir.

Herakleitos

FELSEFE Ders Notları
İlkçağ Felsefesi
Herakleitos
Efesli Heraklitos (M.Ö.535? - 475). Anadolu'da Efes'de yaşayan Sokrates öncesi (Pre-Socratic) filozof. Efes'in yerlisi olduğu ve babasının adının Bloson olduğu gibi detaylar dışında hayatı hakkında pek az şey bilinmektedir. Batı felsefe tarihinde dinamik bir felsefi sistem ortaya koyan ilk kişidir.Herakleitos , felsefe tarihinde düşünceleri ile hayatını birleştirmeyi başarmış üç düşünürden biridir. Öğretici bir tarzda yazmayı reddetmiştir.Herakleitos'a "ağlayan filozof" da denmektedir. Çünkü kendisi varlık ülkesine gitmeye çalışan bir insanın hüznü ile düşünmüş ve yazmıştır.

Pythagorasçılık ve Ksenophanes

FELSEFE Ders Notları
İlkçağ Felsefesi
Pythagorasçılık ve Ksenophanes
Pythagorasçılık  ismini kurucusu Pythagoras'tan almış bir Antik Yunan düşüncesidir.
Pythagoras, MÖ 570 - MÖ 495 yılları arasında yaşamış olan İyonyalı filozof, matematikçi ve Pisagorculuk olarak bilinen akımın kurucusudur.
Sokrates öncesi filozoflar içersinde, çok önemli diğer bir isim, Miletos okulunun en güçlü rakiplerinden biri olarak bilinen Pythagoras’dır. Çok önemli bir bilim adamı olmasına karşın, ruhun ölümsüzlüğü ile insan yaşamını düzenleyen kurallar üzerinde yoğunlaşarak, felsefenin doğuşuna büyük katkıda bulunmuştur.

Pythagoras, bir filozof ve bilim adamı olmanın yanında, 48. Olimpiyatlarda yumruk döğüşü dalında madalya alacak kadar güçlü bir bünyeye de sahipti. Bu özelliği ona, akli melekelerindeki güçlülük yanında, (Akl-ı hikmet) fizik alandaki kuvvetini, ( kuvvet) ahenk (güzellik) içerisinde kullanma imkanı vermiştir.

Milet Okulu

FELSEFE Ders Notları
İlkçağ Felsefesi
Milet Okulu
Miletos Okulu bir felsefe okuludur. Bu okulun temsilcileri Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes'dir. Milet Okulu ile beraber ortaya çıkan birçok felsefi anlayışın en temel kavramı arkhe'dir.Arkhe, doğada bulunmayan ve duyularla kavranamayan soyut varlıklardır.
  • Anaksimandros Arkhe olarak apeironu (belirsiz olan) kullanmıştır.
  • Parmenides küre şeklindeki Bir'i
  • Pythagoras'ın geometrik nesneleri yada sayıları
  • Demokritos'un duyularla algılanamayan atoma kavramı
  • Havanın arkhe olarak genleşme ve yoğuşmak gibi hareketleri sayesinde oluşu açıklamaya çalışan düşünür Anaksimenes'tir.
Miletos Okulu döneminde mitos temelli düşünce biçiminden logos temelli düşünce biçimine dönüşüm başlamıştır.Bu düşünce doğanın doğa dışı unsurlarla değil doanın kendisinden hareketle açıklanması anlayışının temelidir.

Antik Yunan Mitolojisi ve Felsefe

FELSEFE Ders Notları
İlkçağ Felsefesi
Antik Yunan Mitolojisi ve Felsefe

Felsefe Terimi

Felsefe terimi ilk kez Thales'ten yüz yıl kadar sonra ortaya çıkan Pythagorasçılar tarafından kullanılmıştır.İlk filozoflar, daha çok doğa araştırmacısı (physikoi) olarak bilinmekteydiler.

Bugün kullanmakta olduğumuz felsefe kelimesi, Arapçadan felasife kelimesinden gelmektedir. Araplar bu sözcüğü Yunanca bilgelik ve sevgi anlamına gelen iki kelimeden philo sofia'dan uyarlamışlardır.

Felsefe yapma etkinliği MÖ 600 yıllarında bir iyonya kenti olan Milet'te yaşayan Thales ile başlar.

Philosophos kelimesi sonradan ortaya çıkmış ve ilk kez Pythagorasçılar tarafından kullanılmıştır.

İlk filozoflar olan Millet Okulunun düşünürleri Thales , Anaksimandros ve Anaksimenes 'in düşünsel etkinlikleri genellikle doğa araştırması olarak anılmakta, kendilerinede doğa araştırmacıları anlamına gelen physikoi olarak adlandırmaktaydılar.

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar