Tarih Felsefesi Nedir?

FELSEFE Ders Notları 4
Tarih Felsefesi 1
Tarih Felsefesi Nedir?


Tarih Felsefesinin Anlamları
Eski Yunancadaki historein sözcüğü araştırma yoluyla bilme ve öğrenme, hikayeleme ve tarih anlamlarına gelmektedir.

İslam medeniyetlerinde tarih, tanık olunmuş olayları kayıt altına almak üzere yıllıklar yazma anlamında kullanılmıştır. 

Ayhan Bıçak'a göre tarih, şimdi ile geçmiş arasındaki ilişkilerin nasıl olduğunu gösteren yol haritasıdır.

Tarihin Çağımızdaki Anlamları
  • Zaman Dizinsel Anlam (Kronolojik)
  • Geçmişin tümü olan tarih
  • Geçmişe ilişkin araştırmalar yapan bir çalışma alanı olarak tarih
Vico, ilkel insanın başlattığı gelişmelerden ne çıkacağını önceden gördüğü fikrini temelsiz bulmaktadır. Vico'ya göre tarih salt insan zihninin bir ürünü değildir, insan doğası ancak tarih aracılığıyla anlaşılabilmektedir.

Raymond Aron, tarihe dar anlamıyla insan geçmişinin bilimi, geniş anlamıyla kültürün, türlerin, gökyüzünün ve yeryüzünün araştırılması tanımını getirmiştir. Bu tanımlamayı yaparken de doğa ve insan ilişkisini göz önünde bulundurmuştur.

Teoman Duralı'ya göre tarih, insanın biyolojik olarak eksikliğini duyduğu şeyin yerine geçmek üzere girişimde bulunup kazandığı olaydır, evrimin kendine özgü bir devamlılığı olarak görülür.

Karl Jaspers'e göre tarih, insanın kendini görmeyi, değerlendirmeyi öğretmesi bakımından, onu kendi çağına bağnazca ve bilinçsizce bağlamaktan kurtarır. Tarih, insanın kendini onaylaması bakımından en güçlü nesnel gerçekliktir ve insanlığı en geniş haliyle tabloya aktarır, insana kendini görmeyi öğretir. Jaspers doğa-insan ilişkisini her ikisi de zaman süreci içinde var olan doğa tarihi ve insan tarihi olarak ele alır.

Ortega Gasset; şeyler için doğa ile insan için tarihin aynı anlama geldiğini ileri sürmüş, insanın kendi yaptıkları dışında doğasının olmadığını söylemiştir. Tarih, içinde yaşadığımız en kesin güncelliğin bilimidir.

Braudel, tarihin insanlar tarafından yapıldığı ve kaderlerinin tarih tarafından biçimlendirildiğini ifade etmiştir. Braudel'e göre tarih, olanaklı tüm tarihlerin dünün, bugünün, geleceğin öğretilerinin bir toplamıdır ve en büyük hata, bu toplamı oluşturan parçalardan herhangi birini diğerlerini dışlayacak biçimde tercih etmektir.

Takiyettin Mengüşoğlu'na göre tarih, tarihi varlık sahası adı altında ontolojik bir tabakadır. Doğal varlık alanının tam karşıtı olan başka bir varlık alanı da tarihsel varlık alanıdır. İnsanın varoluşuna dayanak oluşturan her türlü ilke, düşünce, değer ve kurum ve bunlar dolayısıyla ortaya çıkan her türlü kültür verisi, Mengüşoğlu'na göre tarihi varlık alanının ortaya çıkmasını sağlar.

Arkhe: Tüm varlığın oluşumundaki ana madde-ilk madde anlamında kullanılan Eski Yunanca terimdir. Arkhe, felsefenin iş gördüğü ilkeler anlamına da gelmektedir.

Ayhan Bıçak, Tarih Felsefesi I: Tarih Düşüncesinin Oluşumu adlı eseri insanın tarihle olan buluşmasını ve tarih disiplininin dayandığı düşünsel temellerin keşfini açıklayan bir çalışmadır. Ayhan Bıçak'a göre tarih düşüncesinin felsefe alanındaki yerinin sağlamlaşması, felsefenin gündemine ahlak, devlet, toplum vb. sorunların girmesiyle olmuş; arkhe, devlet, toplum sorunları ve felsefenin kendi tarihi, felsefe ile tarih arasındaki içten içe bağlantı oluşmasına neden olmuştur.

Res Gestae
Res Gestae, Latince'de yapılmış işler/şeyler anlamında kullanılan bir tamlamadır. Bu tamlama, zamanla, geçmişte yapılmış tüm işlere göndermede bulunmak üzere kullanılmış ve bu kullanım, bizde "tarih" sözcüğüyle karşılanan "historia" sözcüğünün ilk anlamını oluşturmuştur. Res Gestae, geçmişte kalan insan - toplum olaylarını bir bütün olarak ifade eden Latince bir terimdir.

Res Gestae, tarihin bir tür ontolojisinin yapılmakta olduğuna, geçmişi bir bütün halinde kavramaya ve yorumlamaya yönelen tüm tarih ve tarih felsefesi çalışmalarının aslında tarih ontolojisi olduğuna işaret etmektedir.

Ontoloji: Varlığı tek tek nitelikleriyle değil de bir bütün olarak kavramayı ve anlamlandırmayı amaçlayan felsefe disiplinidir.

Histori Rerum Gestarum
Latince'de yapılmış işlerin/şeylerin anlatımı, öykülenmesi anlamında kullanıl an bir tamlamadır. Bu tamlama, geçmişte yapılmış tüm işlerin yazıya geçirilmesi anlamında kullanılır ve bu kullanım, bizde 'tarih' sözcüğüyle karşılanan 'historia' sözcüğünün ikinci temel anlamını oluşturur.

Bir bilim olarak tarih felsefesi, her ne kadar bin yıllara uzanan köklere sahip­se de bir felsefe disiplini olarak ancak 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkmıştır. Özellikle Herder'e bağlı kalan Alman Tarih Okulu'nun ça­lışmalarıyla büyük bir gelişme gösteren tarih bilimi, 19. yüzyılın ortalarından son­larına doğru, Wilhelm Dilthey'ın "tin bilimleri"ni temellendirme çalışmaları sıra­sında sağlam bir eleştiri ve sorgulama süzgecinden geçirilmiştir ve Dilthey, tin bi­limlerini önemli ölçüde Alman Tarih Okulu'nun tarihçiliğinde ifade bulan tarih bi­limi örneği üzerinden temellendirme çabası içinde olmuştur.

Dilthey'e göre tarih-tolum gerçekliğini kendilerine konu edinen bilimler, diğer bilimler arasındaki yerlerini ve dayandıkları temelleri aramakla meşgul olmuşlardır. 

Dilthey pozitivist anlayışa karşı çıkmış, doğa bilimleri yanında insanın ve yapıp ettiklerinin inceleme konusu kılındığı başka bir bilimsel araştırma sahasının var olduğunu ısrarla savunmuştur.
Tarih Felsefesi bir çalışma alanının adı olarak ilkin 18. yüzyılda telaffuz edilmiş­tir. Collingwood'a göre bu terimi ilk kullanan düşünür Voltaire olmuştur.

Collingwood'a göre  tarihin ne olduğu sorusuna verilecek en uygun yanıt, ilk etapta onun bi rçeşit araştırma olduğudur. 

Tarih Felsefesi felsefenin iki temel sorusunu, varlığa ve bilgiye ilişkin soruları temel alan ve bu sorular ekseninde tarihi anlamaya ve yorumlamaya çalışan disiplindir.

Collingwood'a göre tarihin değeri, insanın ne yapıp ettiğini, dolayısıyla ne olduğunu yani doğasını bize öğretmesindendir.

Collingwood'un tarihe ilişkin sorduğu sorular:
Tarihin tanımı nedir?, Tarihin nesnesi nedir?, Tarihin yöntemi nedir?, Tarihin ereği nedir?
Collingwood'un da belirttiği gibi;
  • 18. yüzyıla gelindiğinde matematik yöntem, teolojik yöntem ya da doğa bilimlerinin yöntemi gibi yöntemler kullanılarak anlaşılamayacak yeni bir soru ya da sorunlar grubu karşımıza çıkmıştır, 
  • Düzenlen­miş/örgütlenmiş ve sistemleştirilmiş tarih araştır­malarının varlığıyla ortaya çıkan felsefî sorunlar grubu ayrı ve kendine özgü bir çalışma alanının varlığını zorunlu kılmaktadır, 
  • "Tarih Felsefesi", tam da bu çalışma alanının hak ettiği isimdir. Sö­zü geçen tarzda sorunlarla ilgilenen tarih felsefe­si, bu niteliğiyle, yalnızca geleneksel tarih anlayı­şına değil geleneksel felsefeye de karşı çıkmak­tadır; çünkü genel bir kural gibi kabul edilen her­hangi bir felsefenin kabul etmediği ya da öne sürmediği bir düşünceyi yadsıdığı gerçeği, tarih felsefesinin "tarihsel bilgi olanaklı değildir" yar­gısını içeren geleneksel felsefelere karşı çıkması­nı ve hatta tarihin ve tarih bilgisinin nasıl olanak­lı olduğuna ilişkin bağımsız bir kanıtlama geliş­tirmediği sürece, geleneksel felsefe ile arasına mesafe koymasını gerektirmektedir
Pitiri Sorakin'e göre, derin ve uzayan bunalım koşullarında insanın, toplum insanlığın nasılı, niçini, nereden gelip nereye gittiği üzerinde düşünme ve inceleme eğilimi artmaktadır. Sorakin tarih felsefelerinin, anlaşılabilir tarihsel olay yorumlarının ve toplumsal-kültürel süreçler üzerine yapılan önemli genellemelerin çoğu bunalım ya da geçiş dönemlerinde ya da bu dönemlerin öncesinde ve sonrasında ortaya çıktığını savunmaktadır. Sorakin bu tezine İbn-i Haldun'un "Mukaddime" adlı eserini örnek alarak göstermiştir.

Walsh'a göre tarih felsefesi; tarih metafiziği ve analitik tarih felsefesi olarak ikiye ayrılmaktadır.
Ronald Field Atkinson, felsefeye; tarihe bakma ve onu diğer düşünce alanları arasında doğru bir biçimde konumlandırma görevi yüklemiştir.

Ronald Field Atkinson'a göre tarihçi olayları ve nedenleri olduğu gibi kavramanın peşindeyken tarih felsefesi tarihçilerin yaptıkları çalışmaları da dikkate alarak olayları belirleyen ilkeleri ortaya koymayı amaçlar.

Atkinson'a göre tarihi sorun olarak ele alan düşünürler asıl olarak anlam, tarih ifadelerinin doğruluğu - nesnelliği, açıklama, nedensellik gibi sorunlarla da ilgilenmişlerdir.

Tarih  Metafiziğinin soruları: Tarih tekerrürdenmi ibarettir?, Tarihte zorunlu yasalar yer alırmı?, Tarih bir ereğe doğru ilerlemektemidir?, Tarihin anlamı nedir?

Doğan Özlem'in "Tarih Felsefesi" adlı eseri tarih felsefesinin tarih ontolojileri ve tarih epistemolojilerini başlangıcından 20. yüzyıl sonralarına dek kapsamakta, tarih epistemolojilerinden nasıl çıktığını anlatmaktadır.